Alanya haber, alanya tv , alanya televizyonu, kanal alanya
Öykü
Coşkulu Kalem

Öykü

1.5 yaşında iken Elikesik Köyü’nde bir kadına emanet edilmiş bakımı için.

Bir kaç ay sonra da öz annesi tarafından terk edilmiş.

Aradan 6.5 yıl geçmiş anne ortada yok.

Öykü şimdi 8 yaşında.

Teyze olarak bırakıldığı Zahide Yavuz bakmış, büyütmüş.

İlk cümlesini orada söylemiş, anne-baba demiş.

Tuvalet eğitimi almış,

Okuma-yazma öğrenmiş,

Şiir  yazmış, resim yapmış.

Doğum günü kutlanmış, okuma bayramında prenses elbisesi giymiş…

Hepsinin şahidi Zahide annesi.

Öykü bir gün sormuş “Neden benim bebeklik resmim yok seninle” diye.

Açıklamakta zorlanmış Zahide…

Derhal gidilmiş, anne-kız stüdyo fotoğrafı çektirilmiş, 5 yaşında iken…

Zahide’nin annesine anneanne, kardeşine teyze demiş.

Bir ablası, iki abisi, bir de babası var, Elikesik’teki evinde.

Kendine ait odası yok bu evde,

Duvar kağıdı da yok odasının,

Evi şehire uzak,

Okula servisle gidiyor, otobüs yok!

Ama sevgi var Öykü’nün evinde.

6.5 yıldır evlat bildikleri, gözlerinden sakınıp baktıkları, koruyucu ailesi oldukları Öykü’leri ellerinden alındı Yavuz  Ailesi’nin.

Sosyal  Hizmet  Uzmanları “Öykü Devletin çocuğu. Ona bu kadar bağlanmanız, benimsemeniz yanlış” diyerek almışlar küçük kızı aileden.

Baba Ramazan şaşkın “Devletin emaneti bir kız çocuğu diye baktık, büyüttük, sevdik, bağlandık. Ne yapsaydık” diyor da, başka cevap bulamıyor kendisine.

Öykü’nün onlardan alınma gerekçesi net değil.

Yazılı bir karar, alınmış heyet raporu  yok ortada.

Tek söylenen “Öykü’nün odası, kendine ait dolabı yok.”

Bir de “İki abisi var evde. 18 ve 20 yaşlarında. Öykü için tehlike!”

Öykü ağlaya  ağlaya  kopartılıyor ailesinden.

Annesinden, babasından, ablasından…

Uzmanlar çocuğu teslim almaya evine gidiyor.

Sanki ortada bir tiyatro var… Odanın içi kalabalık, evdeki herkes ağlıyor, uzman anlatmaya çalışıyor Öykü’ye; bürokratik bir dille, kanunlar böyle emnediyor der gibi soğuk bir seslenme ile…

Hikaye öyle derin, manzara öyle acıtıyor ki insanı…

Röportaj yapmak için gittiğim evden boğazım düğüm  düğüm  ayrıldım.

Aile ısrarcı “Evimizi taşıyalım, 3+1 eve çıkalım, abiler başka evde kalsın”

Tüm önerilere kapılar kapalı. Tek cevap “Öykü devletin çocuğu”

İyi de Öykü’yü Yavuz Ailesine verirken görmediniz mi evin 2+1 olduğunu? Görmediniz mi evde iki erkek çocuk bulunduğunu?

Uzmanların yanıtı “Hata baştan yapılmış”

Peki  o zaman sorarım size, Öykü’nün 6.5 yılda derin bir sevgi ile bağlandığı bu aileden zorla alınması hata değil mi?

Yıllardır gelmeyen annesini bekleyen, yerine koyduğu annesine sıkı sıkıya bağlı  Öykü’nün hikayesi, devlet eliyle bu kadar zorlaştırılmalı mıydı?

Vereceğiniz yeni ailede Öykü’yü bekleyen riskler yok mu?

Ya da koyacağınız yurtta Öykü’yü nasıl bir hayat bekliyor…

Bir çok uzmana sordum, hepsi, ağzı açık dinledi  hikayeyi.

Muamelenin yanlışlığı Öykü’nün kocaman bir insan olduğunu düşünmekle başlıyor.

Öykü’nün dünyaya geldiği gün başlayan şansız  hikayesi  devam  mı etmeli?

Abisi, ablası varken, sıcak bir aile ve ev ortamında büyümesi varken neden soğuk duvarlar, yalnız odalar ve zoraki arkadaşlarla yaşamak zorunda bırakılsın…

Sevgiyi arayan bu çocuğa, sevgisini vermeye hazır bir aile varken, neden adı Sevgi olan bir evde yaşamak zorunda kalsın ÖYKÜ…